Feed Planet 77 - Ağustos 2025
FEED PLANET • AUGUST - AĞUSTOS 2025 FEED PLANET • AUGUST - AĞUSTOS 2025 62 63 ARTICLE • MAKALE ARTICLE • MAKALE mented. Yet in the middle of it all, those most directly affected, namely farmers, were still left without enough solutions at hand and in a dangerously unchanged situation. If we had to choose just one compelling example to illustrate the risks that this lack of concrete political respon- se poses to all of us, let us take the striking case of the po- tato. Even today late blight, the same disease that caused the Irish Potato Famine, continues to threaten crops. While farmers previously had multiple tools to combat this persis- tent threat, their options are these days rapidly dwindling. Without immediate action, potato yields could drop by up to 50%, threatening not just farmer’s livelihoods but European food security and sovereignty. Each passing year has now become a race against time, and soon Europe will no longer have the luxury of grand theoretical debates, faced with the hard reality fast appro- aching. This is whether due to increasingly frequent crises affecting our production, or the growing incoherence and blatant injustice surrounding agri-food imports that fail to meet any of our standards or respect any of our bans. However, hope on this issue for the agricultural sector could now come from the Commission. The EU’s leading institution is fully aware of the issue and the challenges it poses both on the internal market and about our imports. The ‘Vision for the Future of Agriculture’ has laid out strong and clear principles on the matter, such as the idea of ‘no ban without alternatives’. However, this must now be reflec- ted in practice and through concrete measures, something we particularly hope to see in the simplification package announced for autumn 2025. Together with our colleagues from the Working Party on Plant Health, we are putting forward four simple principles. These could help prevent the worst outcomes while offe- ring perspective to farmers and industry stakeholders. First, the current reauthorisation method needs to be re- vised by returning to an approach that more fairly considers the cost-benefit/risk balance. Too many active substances are being delisted for reasons that, in our view, are not suf- ficiently based on science or risk calculation. Second, and obviously, we must support, promote, and expedite the authorisation of alternative solutions such as biocontrol plant protection products and/or new genomic techniques. However, it is just a fact that farmers cannot expect a one-to-one replacement of substances overnight. Research and commercialisation take time, and we must as such consider practical transiti- onal arrangements to avoid proliferation of deadlocks. Third, we must support agronomic and technical assistance initiatives for farmers as they transition to new crop protection methods. Finally, and crucially — and this is a point already recog- nized in the Commission’s Vision — we must strengthen, wherever possible, the protection of European standards in our trade policy. Otherwise, just as we are already ex- periencing carbon leakage, we will increasingly face ‘plant protection leakage’. On this issue, as on many others in the agricultural field, Europe is playing for its future, and also that of its food security, in the coming months. If we can’t take care of our crops, there won’t be anything left to say ‘Enjoy, it’s from Europe!’ about. Betwe- en political dogmatism and an unsustainable status quo, there is a reasonable path forward, one which can be shaped by making pragmatic decisions and engaging in dialo- gue with representati- ves of agriculture. zümlerden yoksun ve tehlikeli biçimde değişmeden kalan bir durumda bırakıldı. Eğer bu konuda siyasi tepki eksikliğinin doğuracağı risk- leri örnekle anlatmak gerekirse, en çarpıcı örnek patates olurdu. Bugün bile, İrlanda Patates Kıtlığı›na yol açan geç yanıklık hastalığı üretimi tehdit etmeye devam ediyor. Oysa çiftçilerin eskiden bu kalıcı tehdide karşı kullanabileceği bir- çok araç vardı. Ancak bugün bu seçenekler hızla azalıyor. Acil bir müdahale olmadan, patates veriminde %50’ye va- ran düşüşler yaşanabilir ve bu da sadece çiftçilerin geçim kaynaklarını değil, Avrupa’nın gıda güvenliğini ve egemen- liğini de tehdit eder. Artık her yıl, zamanla yarışa dönüştü. Avrupa, üretimi et- kileyen giderek sıklaşan krizler ya da ithalatlarımızda hiçbir standardımıza uymayan ve yasaklarımıza saygı gösterme- yen ürünlerin yarattığı tutarsızlık ve adaletsizlik karşısında, soyut teorik tartışmalara zaman ayıramayacak hale geliyor. Ancak bu konuda tarım sektörü için umut, artık Komisyon’dan gelebilir. AB’nin önde gelen kurumu, bu so- runun ve bunun hem iç piyasaya hem de ithalatlara yönelik etkilerinin farkında. “Tarımın Geleceğine Yönelik Vizyon” belgesinde “alternatif olmadan yasak olmaz” ilkesi gibi bu konuda güçlü ve net prensiplere yer verildi. Ancak artık bu prensiplerin hayata geçirilmesi ve somut önlemlerle des- teklenmesi gerekiyor. Bu anlamda, 2025 sonbaharında açıklanması beklenen basitleştirme paketinde bunları gör- meyi özellikle umut ediyoruz. Bitki Sağlığı Çalışma Grubu’ndaki meslektaşlarımızla bir- likte dört basit ilke öneriyoruz. Bunlar, en kötü senaryoları önlemeye yardımcı olurken, çiftçilere ve sektör paydaşları- na da bir perspektif sunabilir. İlk olarak, mevcut yeniden ruhsatlandırma yöntemi, ma- liyet-yarar/risk dengesi daha adil şekilde değerlendirilerek gözden geçirilmelidir. Bizce yeterli bilimsel gerekçeye ya da risk hesaplamasına dayanmayan sebeplerle çok sayıda aktif madde listeden çıkarılıyor. İkinci olarak ve elbette ki, biyolojik mücadeleye dayalı bitki koruma ürünleri ve/veya yeni genomik teknikler gibi alternatif çözümlerin ruhsatlandırılması desteklenmeli, teş- vik edilmeli ve hızlandırılmalıdır. Ancak çiftçilerin, maddeleri birebir aynı şekilde bir gecede değiştirebileceğini düşünmek gerçek- çi değildir. Araştırma ve ticarileştirme süreçleri zaman alır. Bu sebeple, yeni çıkmazların önüne geçmek için pratik geçiş düzenlemeleri de düşü- nülmelidir. Üçüncü olarak, çiftçilerin yeni bitki koruma yöntemlerine geçiş sürecinde tarımsal ve teknik destek programlarıyla desteklenmeleri şarttır. Son olarak ve en önemlisi — ki bu zaten Komisyon’un Viz- yon belgesinde de kabul edilen bir husustur — ticaret politi- kamızda, mümkün olan her durumda Avrupa standartlarının korunması güçlendirilmelidir. Aksi takdirde, bugün nasıl kar- bon kaçağıyla karşı karşıyaysak, yarın da artan oranda “bitki koruma kaçağı” ile yüzleşeceğiz. Bu konuda da, tarım alanındaki pek çok konuda olduğu gibi, Avrupa hem kendi geleceği hem de gıda güvenliği açısından önümüzdeki ay- larda belirleyici bir sınav verecek. Ürünlerimize sahip çıkamazsak, “Avrupa’dan geldi, afiyet ol- sun!” diyebileceğimiz hiçbir şey kalmayacak. Politik dogmatizm ile sürdürü- lemez bir statüko ara- sında, akılcı kararlarla şekillendirilebilecek ve tarım temsilcile- riyle diyaloğa daya- nan makul bir yol var.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx