Feed Planet 84 - March 2026
FEED PLANET • MARCH - MART 2026 FEED PLANET • MARCH - MART 2026 42 43 konsantrasyonları, sütlerinde lipoperoksit ile A ve E vitaminleri ölçülmüştür. (Rizzo vd., 2013) Çalışma sonucu, NEB sırasında geçiş dönemi tüm sığırlara A ve E vitaminlerinin ilavesinin on- ların endojen antioksidan savunmasına katkıda bulunacağı bil- dirilmiştir. Avcı ve Kızıl, 2012, geçiş dönemi sığırlarda eritrosit MDA düzeyinde artış ve plazma antioksidanlarında (CAT, GSH- Px, vitamin E ve vitamin C) azalmaya bağlı olarak oksidatif stre- sin oluştuğunu ortaya koymuşlardır. ANTİOKSİDAN ETKİYE SAHİP KATKI MADDELERİ ROS’nin meydana getirdiği hasarları önlemek üzere vü- cutta görev yapan savunma sistemlerine, “antioksidan sa- vunma sistemleri” adı verilmektedir. Antioksidanlar, perok- sidasyon zincir reaksiyonunu engelleyerek veya ROS’yi toplayarak lipit peroksidasyonunu engellemektedirler. An- tioksidanlar, oksidatif hasarın DNA’ya olan etkisini ve hücre bölünmesindeki anormal artışını azaltarak kansere karşı ko- ruyucu etki yapmaktadırlar. (Sezer ve Keskin, 2014) Antioksidanlar düşük konsantrasyonlarda oksidan mad- delerle karşılaşır ve hedef molekülün oksidasyonunu ge- ciktirir ya da inhibe eder. (Gutteridge, 1995) Antioksidan enzimler serbest radikalleri indirgeyerek oluşacak hasarı önlemede rol oynar (Kızıl vd., 2011). Bunlar serbest radikal- leri tutarak veya daha zayıf yeni bir moleküle dönüştürerek aktivitelerini azaltır veya serbest radikalleri kendilerine bağ- layıp reaksiyon zincirini kırma/onarma şeklinde etki göste- rirler (Traber ve Packer L, 1995) Riboflavin, süt ineklerinde enerji üretiminde dolaylı olarak birçok oksidasyon ve indirgeme reaksiyonuna aracılık eder. Riboflavinin, bağışıklık sistemi ve üreme üzerinde olumsuz bir etkisi olan ve geçiş döneminde artan oksidatif stresi azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, riboflavin, bağışıklık hücrelerinin ak- tivasyonunda önemli bir rol oynar ve süt ineklerinin enfek- siyonlara karşı daha etkili bir şekilde savaşmasına izin verir. Magnezyum: Geçiş dönemindeki süt ineklerinde oluşan negatif enerji dengesi (NED) ve aşırı lipolizi sonucu kara- ciğere gelen NEFA metabolitleri mitokondriyal oksidasyon yerine peroksizomal oksidasyona sebep olarak bir oksidatif stres oluşturur. Mg mineralinin geçiş döneminde Rasyonun anyon katyon dengesi üzerine bilinen önemli etkilerinin ya- nında antioksidan sistemlere verdiği enzimsel desteğin de göz önünde bulundurulması önemlidir. Mangan: Daha önce bahsedilen süperoksit dismutaz (SOD) enziminin yapısında Cu ve Zn ile yer alarak; mito- kondriyal süperoksitlerin hidrojen peroksite dönüşümünü sağlayan antioksidan mekanizmada rol oynar Vitamin: E ve C vitaminleri gibi önemli antioksidanların re- jenere olmasına ve tekrar aktif formlarına dönüşmesini sağlar (Valko vd., 2007). E vitamini ile GSH-Px serbest radikallere karşı birbirlerini tamamlayıcı etkilere sahiptir. Antioksidan et- kisi en fazla olan α-tokoferol’dür (Vinson vd., 1994). Bu dö- nemde selenyum, bakır, çinko ve mangan içeren minerallerin kullanımının oksidatif stresin azaltılmasına yardımcı olacağı sonucuna varılmıştır (Weiss, 2006). E vitamini, C vitamini ve karotenoidler gibi antioksidan vitaminleri ve esansiyel iz mi- neralleri içeren gıdaların yeterince alınmasına bağlıdır (Duthie et al. 1989). Bu vitaminler birlikte etkin bir şekilde çalışarak hastalık ve hasarlara neden olan zararlı reaktif oksijen tür- lerinin etkisini yok etmektedir. E vitamini (tokoferoller), yağ- da çözünebilen başlıca antioksidanlardan olup tüm hücre membranlarında bulunmakta ve çoklu doymamış yağ asitleri- ni oksidasyona karşı korumaktadır (Diplock 1998). E vitamini- nin yüksek dozlarda diyete ilavesinin LDL düzeylerini önemli ölçüde artırdığı ve oksidatif strese karşı oldukça koruyucu olduğu bildirilmektedir (Reaven et al. 1993). Özellikle bitkisel gıdalarda bulunan fenolik bileşikler de indirgen ajan, hidrojen verici, tekli oksijen yakalayıcı ve me- tal kelatör olmaları nedeniyle önemli antioksidanlar arasın- da sayılmaktadır (Rice-Evans et al. 1995). Selenyum, bakır, manganez ve çinko gibi mineraller de koruyucu enzimlerin yapıları ve katalitik aktiviteleri için gereklidir. (Diplock 1998). E vitamini (α-tokoferol) hücre zarlarında ve düşük yoğun- luklu lipoprotein (LDL) dahil olmak üzere çeşitli lipit parça- cıklarında lipit peroksidasyonu sırasında ‘zincir kırıcı’ olarak işlev gören etkili bir lipit çözünür antioksidandır (Niki, 2014). Antioxidants encounter oxidant substances at low con- centrations and delay or inhibit the oxidation of the target molecule (Gutteridge, 1995). Antioxidant enzymes contribute to damage prevention by reducing free radicals (Kızıl et al., 2011), either by capturing them, converting them into less re- active molecules, or by binding free radicals and interrupting or repairing the reaction chain (Traber and Packer, 1995). Riboflavin indirectly mediates numerous oxidation and reduction reactions involved in energy production in dairy cows Riboflavin has been shown to reduce oxidative stress, which exerts a negative effect on the immune system and reproduction and is elevated during the transition period. Additionally, riboflavin plays an important role in the activa- tion of immune cells, enabling dairy cows to combat infec- tions more effectively. Magnesium: In transition dairy cows, NEFA metabolites reaching the liver as a result of negative energy balance (NEB) and excessive lipolysis tend to undergo peroxisomal rather than mitochondrial oxidation, thereby generating oxidative stress. Beyond its well-established effects on di- etary anion-cation balance during the transition period, the enzymatic support that magnesium provides to antioxidant systems warrants equal consideration. Manganese: Together with copper and zinc, manganese is incorporated into the structure of superoxide dismutase (SOD), where it plays a role in the antioxidant mechanism responsible for converting mitochondrial superoxides to hydrogen peroxide. Vitamins facilitate the regeneration of important antioxi- dants such as vitamins E and C, restoring them to their active forms (Valko et al., 2007). Vitamin E and GSH-Px exert comp- lementary effects against free radicals, with α-tocopherol ex- hibiting the greatest antioxidant activity (Vinson et al., 1994). It has been concluded that supplementation with minerals containing selenium, copper, zinc and manganese during this period will help reduce oxidative stress (Weiss, 2006). Adequate intake of antioxidant vitamins, including vitamin E, vitamin C and carotenoids, as well as essential trace mine- rals, is fundamental to this effect (Duthie et al., 1989). These vitamins work synergistically to neutralize harmful reactive oxygen species that contribute to disease and cellular dama- ge. Vitamin E (tocopherols) is among the principal fat-soluble antioxidants, present in all cell membranes, where it protects polyunsaturated fatty acids from oxidation (Diplock, 1998). High-dose dietary supplementation with vitamin E has been reported to confer significant protection against oxidative stress (Reaven et al., 1993). Phenolic compounds, found particularly in plant-based foods, are also recognized as important antioxidants by virtue of their properties as reducing agents, hydrogen do- nors, singlet oxygen scavengers and metal chelators (Ri- ce-Evans et al., 1995). Minerals such as selenium, copper, manganese and zinc are likewise essential for the struc- tural integrity and catalytic activity of protective enzymes (Diplock, 1998). Vitamin E (α-tocopherol) is an effective lipid-soluble antio- xidant that functions as a “chain-breaker” during lipid pero- xidation in cell membranes and various lipid particles, inclu- ding low-density lipoprotein (LDL) (Niki, 2014). Vitamin C is a COVER STORY • KAPAK DOSYASI COVER STORY • KAPAK DOSYASI
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx