Feed Planet 84 - March 2026
FEED PLANET • MARCH - MART 2026 FEED PLANET • MARCH - MART 2026 60 61 INTERVIEW • RÖPORTAJ Türkiye’s compound feed production was reported to have reached 30.7 million tons in 2025, marking a 4.8% increase. What are the key drivers behind this growth? What are your expectations for 2026 and the main risks facing the sector? The steady annual growth in Türkiye’s compound feed production, despite all the adversities, is a welcome deve- lopment for industry stakeholders. The sector’s turnover rose from TL 353.8 billion in 2024 to TL 482.8 billion in 2025. According to the Turkish Statistical Institute (TÜİK-TURK- STAT), Türkiye’s economy grew by 3.6% in 2025. Over the same period, the feed industry expanded by 4.8% in production terms, with real growth adjusted for inflation standing at 4.6%. This demonstrates that the feed sector outperformed the broader economy in 2025. Meanwhile, while nominal GDP growth at current prices reached 41.3%, the feed industry’s nominal growth remained at 36.5% in- dicating that the sector’s expansion was driven largely by increases in production volume rather than price inflation. This development underscores the strategic importance of the feed sector within the broader economy, particularly for the long-term sustainability of livestock production. The geographical conditions of our country, combined with growing awareness among livestock producers about animal nutrition, are among the factors driving compound feed consumption. The insufficient availability of roughage across Türkiye means that cattle and small ruminant farmers are increasingly turning to compound feed. Ensuring that the balance between roughage and compound feed use maintains productivity without compromising the profitability of livestock owners remains an important consideration. Our feed industry manufacturers continue to produce despite adverse economic conditions such as high interest rates and financing challenges. When assessing the feed industry’s outlook for 2026 in light of factors such as raw material supply, the overall sta- te of livestock farming, public demand for animal products, and global developments: We expect the production volume of Türkiye’s feed industry to continue growing in 2026. We believe this growth will stem from a steady rise in livestock production, though the sector will remain exposed to price pressures due to its dependen- ce on imported raw materials. Fluctuations in global agricultu- ral markets and logistical risks may continue to weigh on feed costs and supply continuity. On the other hand, increased in- vestment in technology and sustainable production holds the potential to improve the sector’s efficiency and redu- ce its import dependency. Rising public demand for animal products and the continuation of government support for agricultural invest- ment will stand out as factors supporting feed demand. In this context, we expect Türkiye’s feed industry to maintain a stable growth trend in 2026. With no end in sight to the war in Ukraine, the Iran-Israel-US conflict has moved to the center of the agenda. How does this situation affect the Turkish feed sector in terms of raw material supply, prices and exports? Is the sector sufficiently prepared for this multi-layered uncertainty? We hope the Iran-Israel-US tension in the Middle East will prove shorter-lived than the Russia-Ukraine war. However, during this period, serious disruptions may be experienced in the feed sector’s raw material procurement and shipping processes. Freight rates for soy and corn shipments from South America to Türkiye have already risen, with panamax vessel freight rates climbing from USD 35/ton to USD 52/ ton. Rising oil prices will push these costs even higher. Ad- ditionally, cancellations and cargo backlogs on vessels bo- und for Iran may directly affect both the volume and price of raw materials arriving in Türkiye. For now, freight rates on Black Sea routes are expected to see only limited increases tied to fuel prices. Soy pri- ces are not expected to decline before early May. Ongoing harvests in Brazil and Argentina, combined with insufficient fertilizer stocks, may create supply risks towards the end of 2026. This situation makes it imperative for the sector to take proactive measures. Raw material stock management, 2025 yılında ülkemizin karma yem üretiminin %4,8 ar- tışla 30,7 milyon tona ulaştığı açıklandı. Bu büyümenin arkasındaki temel dinamikler nelerdir? 2026 için beklen- tileriniz ve sektörün önündeki başlıca riskler neler? Türkiye karma yem üretiminin tüm olumsuzluklara rağ- men her yıl bir miktar artış göstermesi sektör paydaşlarınca memnuniyetle karşılanmaktadır. Yem sanayisinin 2024 yılın- da 353,8 milyar TL olan cirosu, 2025 yılında 482,8 milyar TL’ye yükselmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 oranında büyüme kaydetmiş- tir. Aynı dönemde yem sanayisinin üretim bazında büyümesi %4,8, enflasyondan arındırılmış reel büyümesi ise %4,6 ola- rak gerçekleşmiştir. Bu durum yem sektörünün 2025 yılında genel ekonomik büyümenin üzerinde bir performans sergi- lediğini göstermektedir. Öte yandan Türkiye ekonomisinde cari fiyatlarla GSYH artışı %41,3 seviyesinde gerçekleşirken yem sanayisinde nominal büyümenin %36,5 seviyesinde kalması, sektördeki büyümenin büyük ölçüde fiyat artışların- dan değil üretim hacmindeki artıştan kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Yem sektöründeki bu gelişme, hayvancılık üre- timinin sürdürülebilirliği açısından sektörün ekonomik faali- yet içindeki stratejik önemini bir kez daha göstermektedir. Hayvansal üretim ile uğraşanların hayvanları besleme bilincindeki gelişmenin yanında ülkemizin mevcut coğrafi koşulları da karma yem tüketimini tetikleyen diğer unsurlar- dandır. Öyle ki, ülkemizde maalesef kaba yem kaynaklarının yeterli olmaması nedeniyle büyük-küçükbaş hayvancılıkla uğraşanlar daha fazla karma yeme yönelmektedir. Kaba yem ile karma yem kullanımlarının verimi düşürmeden, hayvan sahiplerinin karlığını koruyacak nitelikte olması ise önem taşımaktadır. Yem sanayicilerimiz yüksek faiz oranları, finansman so- runları gibi olumsuz ekonomik koşullara ve belirsizliklere rağmen, üretimden vazgeçmemektedir. Yem sanayisinin 2026 yılı beklentilerini, hammadde te- mini, hayvancılığın genel durumu, halkın hayvansal ürün ta- lebi, dünyadaki gelişmeler gibi genel durumları göz önüne alarak değerlendirecek olursak; Türkiye yem sanayisinin üretim hacminin 2026 yılında da artacağını öngörmekteyiz. Bu artışın hayvansal üre- timdeki istikrarlı yükselişten kaynaklanacağını, ancak dışa bağımlı hammadde temini nedeniyle sektörün fiyat baskı- larına açık olmayı sürdüreceğini düşünmekteyiz. Küresel tarım piyasalarındaki dalgalanmalar ve lojistik riskler, yem maliyetleri ve arz sürekliliği üzerinde etkili olmaya devam edebilecektir. Öte yandan, teknoloji ve sürdürülebilir üre- tim yatırımlarının artmasının, sektörün verimliliğini yük- seltme ve dışa bağımlılığını azaltma potansiyeli de bulunmaktadır. Halkın hayvansal ürünlere olan talebinin artış eğiliminde olması ve ta- rımsal yatırımlara yönelik devlet destek- lerinin devam etmesi, yem talebini des- tekleyici unsurlar olarak öne çıkacaktır. Bu çerçevede, Türkiye yem sanayisinin 2026’da istikrarlı bir büyüme trendini sürdürmesini beklemekteyiz. Ukrayna savaşında henüz tünelin ucu görünmemişken, İran-İsrail-ABD savaşı gün- demin merkezine oturdu. Bu tablo Türk yem sektörünü hammadde temini, fiyatlar ve ihracat açısın- dan nasıl etkiliyor? Sektör bu çok katmanlı belirsizliğe karşı yeterince hazırlıklı mı? Orta Doğu’daki İran-İsrail-ABD geriliminin Rusya-Ukrayna savaşına kıyasla daha kısa süreli olacağını umuyoruz. Ancak bu süre zarfında, yem sektörünün hammadde temini ve nakli- ye süreçlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilecektir. Özellikle Güney Amerika’dan Türkiye’ye gelecek soya ve mısır navlun- ları artmış, panamax gemi nakliye ücretleri 35 USD/ton’dan 52 USD/tona yükselmiştir. Petrol fiyatlarındaki artış fiyatları daha da yukarı taşıyacaktır. Ayrıca İran’a gidecek gemilerde iptaller ve bekleyen kargolar gibi durumlar, Türkiye’ye gelecek hammad- de miktarlarını ve fiyatlarını doğrudan etkileyebilecektir. Şu an için, Karadeniz üzerinden yapılan taşımacılık nav- lunlarının sadece akaryakıt fiyatlarına bağlı sınırlı artış gös- tereceği beklenmektedir. Soya fiyatlarının Mayıs başına kadar düşmesi öngörülmemektedir. Brezilya ve Arjantin’de devam eden hasat ve gübre stoklarındaki yetersizlikler ise 2026 sonuna doğru tedarik riskleri yaratabilecektir. Bu tablo, sektörün proaktif önlemler almasını zorunlu kılmaktadır. Hammadde stok yönetimi, alternatif tedarik INTERVIEW • RÖPORTAJ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx