Feed Planet 88 - Temmuz 2026
FEED PLANET • JULY - TEMMUZ 2026 FEED PLANET • JULY - TEMMUZ 2026 54 55 INTERVIEW • RÖPORTAJ başarı olarak nitelendiriyor ve ekliyor: “Türk değirmencilik sek- törü kesinlikle doğru yönde ilerliyor!” Londra’daki IGC Hububat Konferansı 2026’nın temel te- malarından biri düşük piyasa fiyatlarıydı. IGC’nin, daralan bu kâr marjlarının yaklaşan ekim tercihlerini ve küresel ham madde arzını nasıl etkileyeceğine dair stratejik öngörüsü nedir? Çiftçiler, bir sonraki ekim sezonuna gübre saklamak amacıyla buğday üretimindeki son gübre uygulamasını sınırlayabilir ya da kısabilirler; ancak bunun üretilen toplam hacim üzerinde sı- nırlı bir etkisi olacaktır. Burada izlenmesi gereken ana faktör, buğday kalitesi kriterleri olacaktır. Gübre maliyetleri, özellikle ABD›de mısırdan soyaya geçiş yapabilen çiftçiler üzerinde daha büyük bir etki yaratacaktır. El Niño’nun her zaman temel emtia arzını değiştirme potansiyeli bulunduğundan, bir sonraki ekim sezonuna yönelik muhtemel etkiyi şimdiden miktar olarak belirlemek için henüz çok erken. IGC’nin ticarette dijitalleşmeyi hedefleyen ilk “Smart Glo- bal Grains Trade Challenge” ortak liderliği göz önüne alındı- ğında, mevcut deniz koridoru darboğazlarının aşılmasında yapay zekâ öngörülerinin ve dijital belgelendirmenin hızla benimsenmesi ne kadar kritiktir? Bu teknolojilerin benimsenme hızı sadece büyük şirketlerde değil, genel olarak hızla artıyor. Buradaki büyüleyici gelişme, hububat değer zincirinin farklı aktörleri arasındaki bağlantıyı otomatikleştirmek isteyen projelerle ilgili. EdoxOnline ve Jave- lot-Agriculture bu eğilimin en net örnekleri. Artık geleneksel ve birbirinden kopuk bir silo yaklaşımı içinde değiliz. Yeni projeler, karar alma süreçlerinde Yapay Zekâ desteğini artırarak hubu- batın fiziksel hareketiyle dijital süreçleri birbirine bağlamaya çalışıyor. Bu yeni gelişmiş araçlar bir koridordaki fiziki ablukayı ortadan kaldırmaya doğrudan yardım edemese de, teslimatlar için yeni alternatif rotaları çok daha hızlı bir şekilde belirleyip bunları somut çözümlere dönüştürebilir. IGC bünyesinde bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Üst Düzey Diyalog Toplantısı, Orta Doğu ve Afrika’daki gıda sis- temi dayanıklılığına odaklandı. Bu bölgeleri birleşen kur ve gübre şoklarından korumak için acilen hangi ticaret politi- kası adımlarının atılması gerekiyor? Dördüncü buluşma, ülkelerin gıda sistemi dayanıklılıklarını artırmak ve küresel ticaretle olan bağlarını koru- mak adına attıkları adımları değerlendirmek için iyi bir fırsat oldu. Tartışmalardan iki net mesaj çıktı: Birincisi, ticaret kesinlikle çözümün bir parçasıdır ve ticarete getirilen kısıtlamalar, başta Afrika kıtası olmak üzere ithalatçı ülkeleri yalnızca sekteye uğ- ratır. Mauritius Cumhuriyeti Büyükelçisi de Afrika içindeki serbest ticaret anlaşmasının hızla hayata geçirilmesini savundu. İkinci mesaj ise ticaret ve inovasyon arasındaki ilişkinin yeniden düşünül- mesi gerekliliğiyle ilgiliydi. Hububat sektöründe verimliliğin artırılması, inovatif ürünlerin ticaretine izin verilmesiyle mümkün olacaktır. Konferans; gen düzenleme (gene-editing) araçlarından elde edilen ürünlerin ticaretini kolaylaştıracak çözümler üretmek amacıyla tohum sektörü, ticaret dünyası ve politika yapıcılar arasında güçlü bir diyalog platformu oluşturulmasına vesile oldu. İthalatçı ülkeler yerel değirmenciliğe yatırım yaparken, Türkiye’nin rolü saf bir un ihracatçılığından üst düzey de- ğirmen teknolojileri ve makarna alanına doğru da evriliyor. IGC bu katma değerli ticaret modelinin geleceğini nasıl gö- rüyor? Türkiye sadece un ticaretinde değil, genel olarak son de- rece stratejik bir konuma sahip. Coğrafi pozisyonu, Türk şir- ketlerinin Orta Doğu, Doğu Afrika ve Güney Asya ile kolayca ticaret yapmasını mümkün kılıyor. Bu spesifik avantaj, piyasada bazı parçalanmalar görsek bile değişmeyecektir. Bu sebeple, üst düzey değirmencilik endüstrisinin gelişmekte olan pazar- ları beslemek adına daha ileri düzeyde işlenmiş, katma değerli ürünler geliştirmesi son derece mantıklı. Unutmamak gerekir ki Afrika ve Güney Asya, buğday bazlı ürün tüketimi açısından en dinamik pazarlar olmaya devam ediyor. Bunun da ötesinde, hububat merkezi geliştirilmesine yönelik birçok proje görüyo- ruz. Ancak hububatın lojistik elleçlenmesi zaman ve maliyet açısından çok pahalıya mal olabileceğinden, tüm bu projeler ekonomik sınırlarla karşılaşacaktır. Türk değirmencilik sektörü kesinlikle doğru yönde ilerliyor! moving from a pure product exporter to a high-end milling technology hub as a strategic milestone, adding: “The Tur- kish milling industry is definitely in the right direction!” One of the core themes in London at the IGC Grain Conference 2026 was the low market price environ- ment. What is the IGC’s strategic outlook on how these squeezed margins will alter upcoming planting choices and global raw material availability? Farmers might limit or squeeze the last fertilizer applica- tion for wheat production in order to save fertilizer for the next cropping season, which would have a limited impact on the volume produced. The main factor to monitor will be the wheat quality criteria. The cost of fertilizer would have a greater impact for farmers who can shift from Maize to Soybeans, particularly in the USA. It is too early to quantify the potential impact for the next planting season as the El Niño always has the potential to change the supply of the major commodities. Given the IGC’s co-leadership of the inaugural “Smart Global Grains Trade Challenge”, which aims to drive di- gitalization in trade, how critical is the rapid adoption of AI insights and digital documentation in overcoming cur- rent maritime corridor bottlenecks? The speed of adoption is growing fast and not just in the major companies. The fascinating development is about projects that want to automate the connection between various actors of the grain value chain. EdoxOnline and Ja- velot-Agriculture are in this vein. We are not in a silo app- roach anymore. New projects are trying to interconnect the physical movement of grain with more support from Artifi- cial Intelligence for the decision making process. If these new advanced tools cannot help to sort out a blockade of a corridor they can identify more quickly alternative routes for deliveries and turn them into concrete solutions. The 4 th High-Level Dialogue Meeting, held within the IGC framework, focused on food system resilience in the Middle East and Africa. What immediate trade policy steps are required to protect these regions from compo- unding currency and fertilizer shocks? The 4 th edition was an opportunity to take stock of the initiatives taken by countries to improve the- ir food system resilience and continue to be connected to trade. Two messages were clear from the discussion. First of all, trade is definitely part of the solution and restrictions on trade can only hamper the importing co- untries, particularly on the African continent. The Ambassador of the Republic of Mauritius advocated for the implementation of the free trade agreement across Africa. The second message is about the necessity to rethink the relationship between trade and innovation. Improved productivity in the grain sector will be possible by allowing the trade of innova- tive products. The Conference has been an occasion to set up a platform of dialogue bet- ween the seed sector, the trading industry and policymakers to elaborate solutions to facilitate the trade of products issued from ge- ne-editing tools. As importing nations invest in domestic milling, Türkiye’s role is evolving from a pure flour exporter to- ward high-end milling tech and pasta. How does the IGC view the future of this value-added trade model? Türkiye is occupying a strategic position and not only in the flour trade. Its geographical position allows Turkish companies to trade easily with the Middle East, East Afri- ca, and South Asia. This specific advantage will not change even if we see some market fragmentation. Therefore, it makes sense for the high-end milling industry to develop further processed products to supply markets in develop- ment. Just bear in mind that Africa and South Asia remain the most dynamic markets in terms of wheat-based product consumption. On top of that, we have seen a lot of projects for grain hub development. However, all these projects will face economic limits as the handling of grain can turn out to be very expensive in terms of time and money. The Tur- kish milling industry is definitely in the right direction ! INTERVIEW • RÖPORTAJ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx